İşleme Taraf Olanların Sorumluluğu

  1. Anasayfa
  2. Makaleler
  3. Muharrem ÖZDEMİR Makaleleri
  4. İşleme Taraf Olanların Sorumluluğu

Türk Vergi Sistemi ödenmesi gereken verginin güvence altına alınması amacıyla asıl vergi borçlusu mükellef ile birlikte yükümlülük altına alınan kişiye vergi sorumlusu denir. Bu şekilde verginin çeşitli kaynaklardan kesilerek bir kısmını ya da tamamının ödenmesi yoluyla sorumluluk farklı kişilerde toplanması sağlanarak risk farklı ellerde güvence altına alınmıştır.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 8 inci maddesine göre, vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Aynı madde de vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamayacağı ve bu kanunun müteakip maddelerinde geçen “mükellef” tabiri vergi sorumlularına da şamil olduğu ifade edilmiştir.

 

İŞLEME TARAF OLANLARIN SORUMLULUĞU

1-1 Tevkifat uygulamasında sorumluluk

3065 sayılı KDV Kanununun 9/1 inci maddesine göre, mükelleflerin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın[1] vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutacağı hüküm altına alınmıştır.

Anlaşıldığı üzere vergi alacağını güvence altına almak amacıyla düzenlenen bu madde sadece ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlar için öngörülmüş değildir. Maliye Bakanlığı, bunların dışında gerekli gördüğü diğer hallerde de verginin ödenmesinden işleme taraf olanları sorumlu tutabilecektir.

Maddede belirtilen işlemlere taraf olanlar kendine mal teslim edilen veya hizmet ifa edilen kişi ve kurumlardır. Bunlar verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten mükellef gibi sorumlu olacaklardır.

Bu madde kapsamında getirilen bir sorumluluk da KDV tevkifatı uygulamasıdır. Teslim veya hizmet bedeli üzerinden hesaplanan verginin, teslim veya hizmeti yapanlar tarafından değil, bu işlemlere muhatap olanlar tarafından kısmen veya tamamen vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilip ödenmesidir.

“Tam tevkifat” işlem bedeli üzerinden hesaplanan verginin tamamının işleme muhatap olan alıcılar tarafından beyan edilip ödenmesi; “kısmi tevkifat” ise hesaplanan verginin Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen kısmının, işleme muhatap olan alıcılar tarafından, diğer kısmının ise işlemi (teslim veya hizmeti) yapan tarafından beyan edilip ödenmesidir. Tevkifat uygulamasında aşağıdaki hususlara riayet edilmesi gerekir.

  • Genel bütçeli idareler dışındaki vergi sorumluları tevkif ettikleri vergiyi, vergi sorumlularına ait 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan ederler.
  • Genel bütçeli idareler, tevkif ettikleri KDV için sorumlu sıfatıyla beyanname vermezler, tevkif edilen KDV doğrudan bunların muhasebe birimlerince gelir kaydedilir. Diğer bir ifade ile, genel bütçe kapsamındaki idarelere yapılan işlemlerde, hakedişin harcama yetkilisince onaylanmış olması yeterli olup ayrıca beyan ve ödeme aranılmaz.
  • Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Genel Tebliğinin 1.5. bölümünde “Tevkifata Tabi İşlemlerde KDV İadesinde” KDV alacaklarının mükellefe iade edilebilmesi için, satıcının tevkifat uygulanmayan KDV tutarını 1 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan etmiş olması, alıcının da yaptığı tevkifatla ilgili 2 No.lu KDV Beyannamesini vergi dairesine vermiş olması yanında tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmiş olması zorunlu hale gelmiştir.[2]
  • 2 lu KDV Beyannamesi sadece tevkifata tabi işlemlerin olduğu dönemlerde verilir.
  • Tevkifat uygulayan alıcının KDV mükellefiyetinin bulunması ve tevkifat uyguladığı teslim veya hizmeti indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanacak olması halinde, sorumlu sıfatıyla beyan edilen tutar, beyanın yapıldığı ay içinde verilmesi gereken 1 No.lu KDV Beyannamesinde indirim konusu yapılabilir.
  • 35 Seri No’lu KDV G.T yapılan düzenleme ile KDV tevkifat oranları değiştirilmiştir. KDV mükellefleri tarafından, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, döner sermayeli kuruluşlar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, vakıf üniversiteleri, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, mobil elektronik haberleşme işletmecileri, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları ile kalkınma ajansları Tebliğde özel olarak belirlenmeyen diğer bütün hizmet ifalarında söz konusu alıcılar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacaktır.”
  • Kamu özel iş birliği modeli ile yaptırılan sağlık tesislerine ilişkin işletme döneminde sunulan bazı hizmetlerde tevkifat oranları da değiştirilmiştir.

 

KISMI TEVFIKAT KAPSAMINDAKI HIZMETLER ESKI TEVKIFAT ORANI YENI TEVKIFAT ORANI
Makine, teçhizat, demirbaş ve taşıtlara ait tadil,

bakım ve onarım hizmetleri

5/10 7/10
Fason olarak yaptırılan tekstil ve konfeksiyon işleri, çanta ve ayakkabı dikim işleri ve bu işlere

aracılık hizmetleri

 

5/10

 

7/10

Temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmeti alımları 7/10 9/10
Her türlü baskı ve basım hizmetleri 5/10 7/10
Servis taşımacılığı hizmeti alımları 5/10 5/10
Yapım işleri ve yapım işleriyle birlikte ifa edilen

mühendislik-mimarlık ve etüt-proje hizmetleri

3/10 4/10
Yük taşımacılığı hizmeti alımları 2/10
Ticari Reklam Hizmetleri 3/10
Devlet Malzeme Ofisi’ne Yapılacak Teslimler 2/10

 

 

1.2.TELİF HAKLARI GELİRLERİNDE SORUMLULUK UYGULAMASI

1.2.1. İstisna uygulaması, beyan ve gelir vergisi tevkifatı

Bilindiği üzere, 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde serbest meslek kazanç istisnasından yararlanan mükellefler ve istisna kapsamında olan eserler sayılmış olup, söz konusu maddede hangi hasılatın istisna kapsamında olduğu da ayrıca belirtilmiştir. Buna göre; anılan istisnadan yararlanma hakkı; müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı, mucitler ve bunların kanuni mirasçılarına tanınmıştır. İstisna kapsamına; şiir, hikâye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserler ile ihtira beratları girmektedir.

İstisna uygulanacak hasılat, eserlerin; gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlanması veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarının satılması veya bunlar üzerindeki mevcut hakların devir ve temlik edilmesi veya kiralanması karşılığında elde edilen hasılattır. Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler de istisna kapsamındaki hasılata dâhildir.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre bazı eserlerde kayıt ve tescil zorunlu, bazı eserlerde ise ihtiyari tutulmuştur. 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde yer alan serbest meslek kazanç istisnasından yararlanabilmek için maddede belirtilen eserlerden kayıt ve tescili zorunlu olanların kayıt ve tescil ettirilmesi şart olup, diğer eserlerde kayıt ve tescil şartı aranmayacaktır.

7194 sayılı Kanun Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 10 uncu maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik öngörülmüştür. Buna göre, 01.01.2020 tarihinden geçerli olmak üzere elde edilen gelirlere uygulanmak üzere, 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamayacak ve durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü bulunmayacaktır.

Yapılan bu düzenleme ile değişiklik öncesi telif hakları kapsamında gelir elde eden sanatçıların gelir tutarına bakılmaksızın vergi dışı olan gelirleri, 7194 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme ile 2021 takvim yılında kazançları toplamı, gelir vergisi tarifesinin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı 650 bin lirayı aşanlar için vergilendirme öngörülmektedir.

193 sayılı Kanunun 18 inci maddesi kapsamında elde edilen ve aynı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan kazançlar gelir vergisinden istisna olup bu kazançlar için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek, bu kazançlar üzerinden tevkif suretiyle ödenen vergiler nihai vergi olacaktır.[3]

193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesindeki tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarın aşılıp aşılmadığı, takvim yılı sonu itibarıyla her bir yıl için ayrı ayrı değerlendirilecektir. İlgili takvim yılında istisnadan yararlanılamaması sonraki yıllarda istisnadan yararlanılmasına engel teşkil etmeyecektir. 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesi kapsamında elde edilen kazançların devamlı veya arızi olarak elde edilmesi istisnanın uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi ödemeler belirtilmiştir. Aynı fıkranın (2) numaralı bendinde, yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden; 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17 gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Örnek 1: Ressam (A), 2021 yılında (B) Belediyesine sattığı resimler karşılığında 240.000 TL kazanç elde etmiştir. (B) Belediyesi tarafından Ressam (A)’ya yapılan ödeme üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca %17 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılmıştır.

Ressam (A)’nın yaptığı resimler karşılığı elde ettiği 240.000 TL’lik kazanç, 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesindeki tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2021 yılı için 605.000 TL) aşmadığından gelir vergisinden istisna edilecek ve yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmeyecektir. Tevkif suretiyle kesilen vergi nihai vergi olacaktır.

Örnek 2: Bay (C), bir televizyon kanalında haftalık olarak yayınlanan bir dizinin senaryo yazarlığı karşılığında, 2021 yılında 750.000 TL kazanç elde etmiştir. Bay (C)’ye yapılan ödemeler üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca %17 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılmıştır.

Bay (C)’nin yazdığı senaryo karşılığı elde ettiği 750.000 TL lik kazanç, 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesindeki tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2021 yılı için 650.000 TL) aştığından, Bay (C) gelir vergisi istisnasından yararlanamayacak ve bu kazancını yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edecektir. Tevkif suretiyle ödenen vergiler beyanname üzerinde hesaplanan vergiden mahsup edilebilecektir.

 

1.2.2.Telif haklarında KDV sorumluluğu 

KDV Kanununun 9 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma yetkisine sahiptir.

KDV Kanununun (1/1) maddesine göre, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler vergiye tabidir. Sözü edilen faaliyetleri mutad ve sürekli olarak yapanlar KDV mükellefi olacak, arızi serbest meslek faaliyetinde bulunanların ise KDV mükellefiyeti tesis edilmeyecektir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren teslim ve hizmetleri münhasıran aynı Kanunun 94 üncü maddesinde belirtilen kişi, kurum ve kuruluşlara yapanların hesaplayacağı KDV’nin bu kişi veya kuruluşlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi mümkün bulunmaktadır. Serbest meslek erbabının bu uygulamadan faydalanabilmesi için KDV mükellefiyetinin sadece Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren işlemlerden ibaret olması ve işlemlerinin tamamının aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlara yapılması gerekmektedir. [4]

Bu uygulamaya göre, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlar, aynı Kanunun 18 inci maddesi kapsamına giren kişilere yapacakları ödemeler ile ilgili olarak gelir vergisi (GV) stopaj tutarı dâhil işlem bedeli üzerinden KDV hesaplayıp sorumlu sıfatıyla beyan edip ödeyeceklerdir. Hesaplanan KDV tutarı gelir vergisi stopaj matrahına dâhil edilmeyecektir.

Telif hakları kapsamında eser sahiplerine ödeme de bulunanlar, 2 No.lu KDV Beyannamesinde herhangi bir surette indirim yapılması mümkün olmadığından tevkif edilen KDV’nin tamamının beyan edilerek vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir. Öte yandan, tevkifat uygulayan alıcının KDV mükellefiyetinin bulunması ve tevkifat uyguladığı teslim veya hizmeti indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanacak olması halinde, sorumlu sıfatıyla beyan edilen tutar, beyanın yapıldığı ay içinde verilmesi gereken 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabilecektir. Bu indirimin dayanağı 2 No.lu KDV beyannamesi olacaktır.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlar bu bölüm kapsamındaki alımlarında, satıcılardan bir yazı talep edeceklerdir. Bu yazıda işlemi yapanlar;

  • Faaliyetlerinin arızi olması nedeniyle KDV’ye tabi olmadığını,
  • Faaliyetlerinin KDV’ye tabi olduğunu ve hesaplanacak KDV’nin sorumlu sıfatıyla beyanını tercih ettiklerini,
  • Faaliyetlerinin KDV’ye tabi olduğunu ve hesaplanacak KDV’nin kendileri tarafından mükellef sıfatıyla beyan edileceğini belirteceklerdir.
  • Bu yazı, Vergi Usul Kanununun muhafaza ve ibraz hükümleri çerçevesinde saklanacak ve gerektiğinde yetkililere ibraz edilecektir.

 

Öte yandan, serbest meslek mensuplarından yapılan gelir vergisi kesintileri muhtasar beyanname ile beyan edilmekte, bunlardan Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına girenler, “Ödemeler” kulakçığında “021” kodu ile listelenmektedir. Listede “021” kodu ile yer alan serbest meslek mensuplarından KDV tevkifatı yapılanlar ve yapılmayanlar ilgili satırlara giriş yapılmak suretiyle beyan edilecektir.

Örnek: Kitap yazarlığı yapan müellif Bay (A)’ya yayınevi tarafından net 10.000 TL ödeme yapılmıştır. Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlar (yayınevi) aynı Kanunun 18 inci maddesi kapsamına giren kişilere yapacakları ödemeler ile ilgili olarak gelir vergisi (GV) stopaj tutarı dâhil işlem bedeli üzerinden KDV hesaplayıp sorumlu sıfatıyla beyan edip ödeyeceklerdir. Hesaplanan KDV tutarı gelir vergisi stopaj matrahına dâhil edilmeyecektir.

 

KDV hariç, GV stopajı dâhil tutar 10.000 Lira / 0,83 = 12.048,19 Lira
GV Stopajı 12.048,19 Lira x 0,17 = 2.048,19 Lira
KDV 12.048,19 Lira x 0,18 = 2.168,67 Lira
GV stopajı ve KDV dâhil toplam bedel 10.000 Lira+2.048,19 Lira+ 2.168,67 Lira

Örnek: Fotoğraf sanatçısı, eser niteliğindeki fotoğraflarını işyeri açmaksızın kendi evinde özel müşterilerine satmaktadır. Müşterisi Basit usul ticari kazanç mükellefi olup 10.000 TL değerindeki boğaz manzaralı fotoğrafı satın alarak bedelini ödemiştir.

Sanatçının, eser niteliğindeki fotoğraf teslimi Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına giren teslim veya hizmetlerdendir. Ancak sanatçı, fotoğraf teslimini aynı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlardan herhangi birisine yapmadığından sorumluluk uygulamasından faydalanamayacaktır. Bu anlamda sanatçı işyeri açmaksızın kendi evinde sanat icra etse dahi KDV beyannamesi verecektir.

 

1.3. Türkiye’de mukim olmayan kişilerce elektronik ortamda sunulan hizmetler için getirilen 3 No.lu KDV beyannamesi uygulaması

7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 41 inci maddesiyle[5] 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklik ile Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmayanlar tarafından katma değer vergisi mükellefi olmayan gerçek kişilere elektronik ortamda sunulan hizmetlere ilişkin katma değer vergisinin, bu hizmeti sunanlar tarafından beyan edilip ödenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Buna göre Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmayanlar tarafından Türkiye’de KDV mükellefi olmayan gerçek kişilere bir bedel karşılığında elektronik ortamda sunulan hizmetler KDV’ye tabidir.

Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmayıp, Türkiye’de KDV mükellefi olmayan gerçek kişilere bir bedel karşılığında elektronik ortamda hizmet sunanlar, bu hizmetlere ilişkin KDV’yi, “Elektronik Hizmet Sunucularına Özel KDV Mükellefiyeti” tesis ettirmek suretiyle beyan ederler. Söz konusu hizmet sunucuları bu işlemlere ilişkin KDV’yi, 3 No.lu KDV beyannamesi ile elektronik ortamda beyan ederler. Buna göre,

  • Elektronik Hizmet Sunucularına Özel KDV Mükellefiyeti kapsamında bulunanlar, Türkiye’de KDV mükellefi olmayan gerçek kişilere elektronik ortamda sundukları hizmetler için, bu hizmetlerin tabi olduğu oranda KDV hesaplarlar.
  • Elektronik Hizmet Sunucularına Özel KDV Mükellefiyeti bulunanların 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutma zorunluluğu bulunmamaktadır.
  • Elektronik Hizmet Sunucularına Özel KDV Mükellefiyeti kapsamında bulunanlar, Türkiye’de KDV mükellefi olmayan gerçek kişilere elektronik ortamda sundukları hizmetler nedeniyle hesapladıkları KDV’yi, internet vergi dairesi aracılığıyla ve 3 No.lu KDV Beyannamesi ile Türk Lirası cinsinden beyan ederler.

 

 

1.4. İcra yoluyla yapılan satışlarda 5 No.lu KDV beyannamesi ile sorumluluk

İcra yoluyla yapılan satışlarda verginin mükellefi, satışı gerçekleştiren icra daireleridir. İcra dairelerince müzayede mahallinde yapılan satışlar nedeniyle hesaplanan katma değer vergisi, ilgili mevzuatı uyarınca en geç bedelin tahsil edildiği günü izleyen günün mesai saati bitimine kadar vergi dairesine beyan edilip aynı süre içinde ödenecektir. Satışa ait katma değer vergisinin bu süre içinde beyan edilerek ödenmemesi halinde teslim gerçekleştirilmeyecektir.

Bu işlem sırasında her bir satışa ait bilgileri içeren 5 No.lu Katma Değer Vergisi Beyannamesi kullanılacaktır. Bu Beyanname, satışı gerçekleştiren icra dairesi yetkilisi tarafından imza, tarih ve mühür kullanılmak suretiyle onaylanacaktır. Her bir satışa ait katma değer vergisinin tahakkukuna esas olmak üzere düzenlenen bu belgenin bir örneği ile vergi dairesi makbuzu, mükellef tarafından Vergi Usul Kanununun muhafaza ve ibraz hükümleri çerçevesinde saklanacaktır.

İcra dairelerince bir ay içinde yapılan satışlarla ilgili olarak vergi dairesine beyan edilerek ödenen katma değer vergisine ait bilgiler, ertesi ayın sonuna kadar, bildirim ile vergi dairesine ayrıca bildirilecektir. Bu bildirim, satışın olmadığı dönemlerde de vergi dairesine verilecektir. Söz konusu bildirimin vergi dairesine verilmemesi halinde, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre özel usulsüzlük cezası uygulanacaktır.

 

1.5. Belgesiz mal ve hizmet aldığı tespit edilen mükelleflerde sorumluluk

Belgesiz mal veya hizmet aldığı tespit edilen mükellefler ile ilgili sorumluluk uygulaması 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 9’ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer almaktadır.

Fiili ya da kaydi envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğu veya belgesiz hizmet satın alındığının tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle ziyaa uğratılan katma değer vergisi, belgesiz mal bulunduran veya hizmet satın alan mükelleften aranır. Belgesiz mal bulundurdukları veya hizmet satın aldıkları tespit edilen mükelleflere, bu mal ve hizmetlere ait alış belgelerinin ibrazı için tespit tarihinden itibaren 10 günlük bir süre verilir.

Bu süre içinde alış belgelerinin ibraz edilememesi halinde, belgesi ibraz edilemeyen mal ve hizmetlerin tespit tarihindeki emsal bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisi, alışlarını belgeleyemeyen mükellef adına re’sen tarhedilir. Bu tarhiyata vergi ziyaı cezası uygulanır.

Ancak, belgesiz alınan mal ve hizmetleri satanlara bu satışlarla ilgili olarak, vergi inceleme raporuna dayanılarak katma değer vergisi tarhiyatı yapıldığı takdirde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin ceza ayrıca alıcılardan aranmaz.

Bu bilgiler ışığında, belgesiz mal ve hizmet aldığı tespit edilen mükelleflerin vergi sorumluluğu kapsamında değerlendirilebilmesi için aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekir.

  • Söz konusu tespitlerin vergi incelemesi ile fiili ve kaydi envanter sonucunda ortaya konulması gerekir. Randıman incelemesiyle belgesiz alındığı sonucuna ulaşılan un, maya ve yakıt miktarına isabet eden KDV’nin, Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca davacı şirketten sorumlu sıfatıyla aranılması yasaya uygun bulunmuştur.[6]
  • Mükellefin kendisine tanınan 10 günlük süre içerisinde alış belgelerini ibraz etmesi gerekir. Söz konusu alımlara ilişkin faturaların sonradan arşivden bulunarak ibraz edilmesi mahkeme tarafından kabul edilmemiştir.[7]
  • Belgesiz olarak mal ve hizmetin satan mükellef nezdinde evvelce tarhiyat yapılması durumunda, belgesiz olarak mal veya hizmet alan mükellef hakkında bu nedenle sorumlu sıfatıyla KDV tarhiyatı yapılamayacaktır.
  • 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin 2 numaralı fıkrasına göre belgesiz alışlar dolayısıyla re’sen tarhı öngörülen katma değer vergisinin aynı kanunun 29 maddesine göre indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.[8]
  • Fiili veya kaydi envanter sonucunda işletmede bulunan emtianın sahte belge ile belgelendirilmesi halinde bu madde hükmü uygulanamaz.[9]

 

1.6. Vergi kesenlerin sorumluluğu 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 11 inci maddesi, tevkif yoluyla ödenen vergilerde müteselsil sorumluluk esasını getirmiştir. Söz konusu maddede mal alım satımı dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, bu kişilerle birlikte verginin ödenmemesinden alım satıma taraf olanların tümünün müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir.

Mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde verginin ödenmesinden, alım satıma taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu tespit olunanlar müteselsilen sorumludurlar.

Bu madde, GVK’nun 94 ve KVK’nun 15 inci maddesindeki “vergi tevkifatı” kavramlarına benzer bir düzenleme içermektedir. 94’üncü maddesinde belirtilen ve istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden dolayı verginin asıl mükelleflerinden yapılan tevkifatın, gerek vergi alacağını güvence altına almak ve vergi idaresinin iş yükünü azaltmak ve gerekse aynı durumda bulunan çok sayıda mükellef yerine verginin sorumludan tahsiline olanak veren bir düzenlemedir.

Bu maddenin gerekçesinde, müteselsil sorumluluk ile kesilen vergilerin (stopaj) ve tahsil edilen katma değer vergilerinin mutlaka vergi dairesine yatırılması amaçlanmıştır. Tüccarlardan, zirai ürün satın alan bir sanayici, toptancı veya ihracatçı bu zirai ürüne ait stopajın yapılıp yapılmadığını, yapılmışsa vergi dairesine yatırıp yatırmadığını araştıracak ve mutlaka yatırılmasını sağlayacaktır. Aksi takdirde bu verginin yatırılmamasında müteselsilen sorumlu olacaktır. Katma değer vergisinin yatırılıp yatırılmadığından tarafların sorumlu tutulmasında da aynı durum söz konusu olacak mıdır?

Yüksek mahkeme ise, KDV iadesi ile ilgili davada, “Vergi Usul Kanunu’nun 11 inci maddesindeki müteselsil sorumluluğun KDV uyuşmazlıklarına uygulanabilmesi için gerçek mal alım satımı olmadan komisyon karşılığında fatura temin edildiğinin, yahut kişiler arasında vergiyi ziyaa uğratma yönünde bir irtibat olduğunun tespit edilmesi gerektiği, olayda böyle bir tespit yapılmadığı gibi yükümlü şirketin mal alımlarının gerçek olduğu mal temini sırasında katma değer vergisinin ödendiği ve ihracatın gerçekleştiği” nedeniyle tarhiyatı kaldırılmıştır.[10]

Bu bilgiler ışığında Vergi Usul Kanunu’nun 8 ve 11, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15 ve 30 uncu maddeleri amme alacağını güvence altına almak amacıyla işlemlere taraf olanlara vergi kesintisi yapılması, ödenmesi ve beyanname verme zorunluluğu getirmesi nedeniyle doğan yükümlülüklerde amme borçlusu olarak 6183 Sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

Saygılarımla;

Muharrem ÖZDEMİR                                                              
Manisa (E) Defterdarı
Vergi (E) Müfettişi
Yeminli Mali Müşavir
www.vdd.com.tr

 

[1] 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 09.07.2018 tarih ve 30473 mükerrer sayısında yayınlanmış olup, Maliye Bakanlığı ibaresi Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak değiştirilmiştir.

[2] “Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 35 Seri No.lu Tebliğ” 16 Şubat 2021 tarihli ve 31397 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[3] 311 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği 27.05.2020 tarih ve 31137 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[4] Muharrem ÖZDEMİR. YMM. https://www.alomaliye.com/2012/11/21/telif-haklarinin-vergilendirilmesinde-usul-ve-esaslar/

[5] 05.12.2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[6] Danıştay 7. Dairesinin 15.04.2002 tarih ve E. 2000/6725 K.2002/1544 sayılı Kararı

[7] Danıştay 11. Dairesinin 02.03.1999 tarih ve Esas No:1997/3863, Karar No: 1997/3863

[8] Samsun Vergi Dairesi Başkanlığının 19.02.2016 tarih ve 3649056-130[29/2015/ÖZE-27]-25 sayılı özelgesi

[9] Danıştay 9. Dairesinin 05.12.2000 tarih ve Esas No: 1999/1976, Karar No:200/3665

[10] Danıştay 11.Dairesinin 28.5.1996 Gün ve E:1996/1174; K:1996/2220 sayılı Kararı